Hac Umre, Diyanet Umre, Diyanet Onaylı Umre,

Hac Umre, Diyanet Umre, Diyanet Onaylı Umre,

Hac Umre, Diyanet Umre, Diyanet Onaylı Umre,

Hac Umre, Diyanet Umre, Diyanet Onaylı Umre,

Hac Umre, Diyanet Umre, Diyanet Onaylı Umre,
Diyanet İşleri Başkanlığı Onaylı Hac Fazilet Turizm-Allahım Affet
Diyanet İşleri Başkanlığı Onaylı Hac Fazilet Turizm Türsab Dijital Doğrulama
MESCİDİ NEBİ

Mescidi Nebi


Mescidi Nebi MESCİDİ NEBİ

Medine şehrinde, hicretten sonra Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) Eshab-ı kiramla birlikte yaptığı mescid, cami. "Mescid-i Nebevi", "Mescid-i Resul", "Mescid-i Seadet" ve "Mescid-i Şerif" adları ile de anılır.

Burası Resulullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) Medineye hicret ettiği zaman, devesinin ilk çöktüğü yerdir. Önce Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari hazretlerinin evinde yedi ay misafir kaldı. Hazret-i Ebu Bekrden aldığı on altınla, Neccaroğullarından Sehl ve Süheylin vasilerinden arsa satın alıp, tesviye ettiler. Peygamber efendimiz temele ilk taşı kendi mübarek eliyle koydu. Bu taşın yanına hazret-i Ebu Bekrin, sonra Ömer, Osman ve Alinin sıra ile birer taş koymalarını emreyledi. Sebebini soranlara "Hilafetlerinin sırasına işarettir." buyurdu. Temelin derinliği ve duvarların kalınlığı bir buçuk metre (üç arşın) idi. Temeli taştan, duvarları kerpiçtendi. Hicretin ikinci senesi, Receb ayında, kıblenin Kudüsten Kabeye dönmesi emrolununca, Mescidin Mekkeye karşı olan kapısı kapatılıp karşı tarafa, yani Şam tarafına yeni bir kapı açıldı. Şimdi bu kapıya "Babüttevessül" denmektedir ve bugün Mescid-i Nebevinin beş kapısı vardır. Bunlardan ikisi batı duvarında olup, kıbleye yakın olana "Babüsselam", kuzey köşesine yakın olana "Babürrahme" denir. Doğu duvarının kıble tarafında kapı yoktur. Doğu duvarında, "Babürrahme" karşısında "Babülcibril" vardır.

Medinede, Kudüse karşı on altı ay kadar namaz kılındı. Mekkedeyken, önce Kabeye karşı namaz kılınırdı. Hicretten az bir zaman önce, Kudüse karşı kılınması emrolundu. Mescid-i Şerifin kıblesi değiştirilirken, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem Kabeyi mübarek gözleriyle görerek, kıblenin cihetini tayin eyledi. Resulullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kıldığı yer, minber ile Hücre-i Seadet arasında olup, minbere daha yakındır. Haccacın Medine-i münevvereye gönderdiği mushaf (Kuran-ı kerim), büyük bir sandık içinde olduğundan, bu sandık, bu yerin önündeki direğin sağ tarafına konulmuştu.

Buraya ilk mihrabı Ömer bin Abdülaziz koymuştur. Mescid-i Seadetin ikinci defa yandıktan sonra tamirinde 1483 (H.888) senesinde, mermerden şimdiki mihrab yapılmıştır. Fakat mermer mihrab Hücre-i Seadet tarafına biraz daha yakın konmuştur. Mescid-i Nebide minber yapılmamıştı. Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hutbeyi ayakta okurdu. Sonradan buraya bir hurma çubuğu dikildi. Daha sonra dört basamaklı bir minber yapıldı. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem üçüncü basamakta ayakta dururdu. Hazret-i Muaviye zamanında minberin kapısına perde asıldı.

Peygamber efendimizin zamanında Mescid-i Nebinin sekiz direği vardı. Mescidin genişletilmesine dinen lüzum görülünce direkler arttırılarak zamanla 327 olmuştur. Ravda-i Mutahherada üç sıra direk vardır. Her sırada dört direk mevcuttur. Bu direklerin bir kısmı duvarlar içindedir. Meydandaki direk sayısı 229dur. Mescidin güney duvarı kıbleye karşıdır. Eshab-ı Soffanın kaldıkları çardak, şimal (kuzey) duvarının dışındadır. Bu mübarek yerin zemini, sonradan kaybolmaması için, döşemeden yarım metre kadar yükseltilmiş etrafına da, yarım metre yükseklikte ağaçtan parmaklık yapılmıştır. Mescid-i Şerif yapılırken, yanına Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) iki "Zevce-i tahiresi" için de birer oda yapılmıştı. Odaların sayısı zamanla dokuz oldu. Mescide en yakın oda, hazret-i Aişenin odasıydı. Tavanları bir buçuk metre kadar yüksekti. Odalar, mescidin doğu, kuzey ve güney taraflarındaydı. Her odanın ve bazı sahabi odalarının, biri mescide diğeri sokağa olmak üzere iki kapısı vardır. Resulullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) en çok bulunduğu, hazret-i Aişenin odasının mescide açılmış kapısı saç ağacındandı. Dört halife zamanında, Eshab-ı kiram Cuma namazı kılmak için, sekiz odada yer kapışırlardı. Hazret-i Fatımanın odası, hazret-i Aişenin odası yanında ve kuzey tarafındaydı. Bu oda sonradan Şebeke-i Seadet içine alınmıştır. Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından beş gün önce, mescide açılan kapılardan yalnız Ebu Bekrin kapısını bırakıp, diğerlerini kapattırdı.

Birinci halîife hazret-i Ebu Bekr ilk iş olarak Arabistan Yarımadasındaki mürtedlerle, yani dinden ayrılanlarla uğraştığı için, Mescid-i Seadetin genişletilmesine vakit bulamadı.

Hazret-i Ömer hicretin on yedinci senesinde, Mescid-i Şerifi batı ve kuzeyden genişletti. Zevcat-i Tahiratın odaları bulunduğu için doğu tarafını genişletmedi. Kuzey-güney arası, yüz kırk zra (70 m) ve doğu-batı duvarları arası yüz yirmi zra (60 m) oldu. "Mescidimi genişletmek lazımdır!" emrini işitmeseydim, genişletmezdim, dedi. Yeni duvarları, eskisi gibi kerpiçle hurma ağaçlarından yaptırdı. Hazret-i Abbas, batı duvarına bitişik odasını hediyye etti. Bu oda ve buna bitişik, Cafer Tayyarın evinin yarısı satın alınıp, Mescid-i Şerife katıldı. Hazret-i Osman hicretin otuzuncu senesinde, bunları ve kuzey duvarını yıkıp genişletti. Yeni duvarları ve direkleri taştan, tavanını saç ağacından yaptı. Ebu Hüreyrenin haber verdiği hadis-i şerifte: "Mescidimi Yemendeki Sana şehrine kadar genişletseler, hepsi mescidim olur." buyruldu.

Halife Velid, 306 (H. 88) senesinde, Medine Valisi Ömer bin Abdülazize emir vererek dört duvar da yıkılıp, doğu tarafındaki Zevcat-ı Tahirat (müminlerin annelerinin) odaları mescide katıldı. Hücre-i Seadetin dört duvarı yıkılıp, temelden yontma taşlarla yeniden yapıldı. Temel açılırken hazret-i Ömerin bir ayağı görüldü. Hiç çürümemişti. Hücrenin etrafına ikinci bir duvar daha yapıldı. Hiç kapısı yoktu. Hücrenin tavanı mescidden yarım metre daha yüksek oldu. Uzunluk iki yüz zra (100 m), genişlik yüz altmış yedi zra (83.5 m) oldu. Rum Kayserinden kırk usta getirilip, duvarlar, direkler, tavan altınla süslendi. İlk olarak mihrab ve dört minare yaptırdı. Bu iş üç sene sürdü. Abbasî halifelerinden Mehdi, 777 (H.161) senesinde, yalnız kuzey tarafına on direk dikerek genişletti. Halife Memun da 817 (H.202) senesinde biraz genişletti. 1155 (H.550) senesinde, Cemaleddîn-i İsfehani, ikinci duvar etrafına sandal ağacından parmaklık yaptı. Bu parmaklığa Şebeke- i Seadet denir. O sene Mısırdan gönderilen, üzerinde kırmızı ipekle Yasin suresi yazılı beyaz ipek perde, Şebeke etrafına asıldı. Bu perdeye "Settare" denir. Mısır Türkmen Sultanı Seyfeddîn Salih Kalavun 1279 (H.678) senesinde, Hücre-i Seadet üzerine bugünkü Kubbe-i Hadrayı ilk olarak yaptırıp, kurşunla kaplattı. Mescidin bugünkü binası, Mısırdaki Çerkes sultanlarından Eşref Kayıtbay tarafından 1483 (H.888) senesinde yaptırılmış ve Osmanlı Sultanları tarafından tamir ve tezyin edilmiştir.

Osmanlı sultanları, Mekke ve Medinedeki bütün mukaddes emanetlere son derece hürmet ve saygı göstererek, milyonlarca altın harcayıp, onların tezyin ve tamirini asla ihmal etmediler (Bkz. Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere). Sultan İkinci Mahmud-ı Adli Hanın emriyle Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa, mübarek Hicaz topraklarında bulunan Eshab-ı kiramın Resulullahın zevcelerinin (hanımlarının) ve şehitlerin yıkılan türbelerini yeniden yaptırdı. Mescid-i Seadet ve Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) kabirlerinin bulunduğu Hücre-i Nebevî tamir edildi. Sultan Abdülmecid Han bunların yapılması, işlenmesi ve bakımı için yüz binlerce altın harcadı. Abdülmecîd Hanın bu yolda çalışması ve uğraşması şaşılacak kadar çoktur.

Osmanlının elinden çıktıktan sonra, Arabistan Yarımadasında devlet kuranlar, bu mübarek beldeye, Mescid-i Nebî de dahil olmak üzere, bütün mukaddes emanetlere gerekli hürmet ve saygıyı göstermez olmuşlardır.

Mescid-i Nebi içindeki kısımlar şunlardır:

1) Hücre-i Seadet (Peygamber efendimizin, hazret-i Ebu Bekir ve hazret-i Ömerin kabr-i şeriflerinin bulunduğu oda).
2) Minber-i şerif.
3) Suffe yeri.
4) Üstüvaneler (mescidin direkleri).

Mescid-i Nebî ile ilgili Peygamber efendimiz buyurdular ki:

Ben peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi, mescidim de peygamberlerin mescidlerinin sonuncusudur.
Minberimle Aişenin evi arası (Ravda-i Mutahhera) Cennet bahçelerinden bir bahçedir.
Yalnız üç mescide ziyaret için gidilir:
Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî, Mescid-i Aksâ. Mescidimde kılınan namaz başka mescidlerde kılınan namazlardan bin kat daha sevaptır.
Mescid-i Haramda kılınan namaz da mescidimde kılınan namazdan yüz kat daha sevaptır.

Hz. Peygamber bir hadisinde Mescid-i Nebevi'nin fazileti hakkında şu şekilde buyurmuştur:

"Benim şu mescidimde kılınan bir vakit namaz, Mescid-i Haram dışındaki diğer mescitlerde kılınacak bin vakit namaza denktir" (Nesai, Mesacid, 4; II, 33.)

Hz. Peygamber'in kabrini ziyaretin hükmü nedir?

Peygamberimizin kabrini ziyaret etmek menduptur. Şu hadis-i şeriflerde kabrinin ziyaret edilmesi tavsiye ve teşvik edilmiştir:

"Kim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim vacip olur." (Beyhaki, Muhammed b. Hüseyn b. Ali, es-Sünenü'l Kübra, V, 402.)

"Kim hac yapar da ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse, beni hayatımda ziyaret etmiş gibi olur." (Beyhaki, V, 403.)

Bu hadisi şerifler ve benzerlerinden hareketle her devirde İslam bilginleri Rasulullah'ın kabr-i şerifini ziyaret etmenin en faziletli menduplardan biri olduğunu ifade etmişler, hatta Hanefi bilginlerinden bazıları gücü yerinde olanlar için, bu ziyaretin vacip derecesine yaklaşan bir sünnet olduğunu söylemişlerdir.

<< Umre Ziyaret Yerleri Sayfasına Geri Dön
Diyanet İşleri Başkanlığı Onaylı Hac Fazilet Turizm Mekke